Kayseri’de Bir Hangarın Sessizliği ve İçimdeki Gürültü
Benzer Bir Yazı: Hangi sporlar insanı zayıflatır ?
Merhaba! Gaip sayfasının bu haftaki konusu “Havacılıkta SHT açılımı ne anlama gelir”. Umarız faydalı bulursunuz!
Kayseri Erkilet Havalimanı’na ilk girdiğim sabahı hiç unutmuyorum. Hava griydi, sanki şehir de benim gibi uykusuz kalmıştı. Üzerimde ince bir mont, elimde defterim vardı. Çünkü ben her şeyi yazardım. Küçükken başladığım bu alışkanlık, büyüdükçe sığınak gibi olmuştu.
O sabah hangarın kapısından içeri girdiğimde metal kokusu, yağ ve yakıtın birbirine karıştığı o ağır hava yüzüme çarptı. İçimde garip bir heyecan vardı ama aynı zamanda bastırmakta zorlandığım bir korku… Çünkü o gün ilk kez “HBL-66 hava aracı bakım lisansı nedir?” sorusunun gerçek hayattaki karşılığıyla yüzleşecektim.
O an bilmiyordum ama hayatımın en ağır duygusal dönemlerinden biri başlamıştı.
Çocukluğumdan Kalan Bir Defter ve Gökyüzüne Bakışım
Ben Kayseri’de büyüdüm. Şehrin sert rüzgârı, Erciyes’in gölgesi ve gökyüzünün sürekli açık olması… Çocukken en çok yaptığım şey göğe bakmaktı. Uçak geçince durur, uzun uzun izlerdim. O zamanlar uçakların içindeki insanların hikâyesini merak ederdim ama daha çok onları ayakta tutan görünmez emek ilgimi çekerdi.
Lise yıllarında bir defter tutmaya başladım. İçine sadece yazılar değil, hayaller de koyuyordum. Bir sayfada şunu yazmışım:
“Bir gün uçaklara dokunacağım. Belki uçurmayacağım ama onların ayakta kalmasını sağlayacağım.”
O zaman bunun ne kadar gerçek olacağını bilmiyordum. Ama o defter, beni bugünlere taşıyan en sessiz tanıktı.
HBL-66 ile İlk Karşılaşma: Bir Kod Değil, Bir Dünya
Teknik eğitim merkezine başladığımda her şey çok hızlı gelişti. İnsan ilk kez böyle bir ortama girince sanki başka bir dil öğreniyor gibi oluyor. Her şey kodlarla, prosedürlerle ve sorumluluklarla dolu.
Bir gün eğitmen tahtaya büyük harflerle yazdı:
“HBL-66”
Sonra döndü ve sadece şunu söyledi:
“HBL-66 hava aracı bakım lisansı nedir? Bunu anlamadan bu mesleği anlayamazsınız.”
O an sınıfta kimse konuşmadı. Ben defterime baktım ama yazamadım bile. Çünkü hissettiğim şey bilgi değil, ağırlıktı. Sanki bu kod, bir belgeden daha fazlasını temsil ediyordu.
HBL-66 hava aracı bakım lisansı nedir?
Bize anlatıldığı kadarıyla HBL-66, belirli bir uçak bakım yetkinliğini tanımlayan özel bir lisans kategorisiydi. Sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda sorumluluk taşıyordu. Bir uçağın gövdesine dokunabilmek, bir motoru kontrol edebilmek, bir parçayı değiştirebilmek… Bunların hepsi bu lisansın içindeydi.
Ama benim için o gün HBL-66 bir belge değil, bir eşikti. İnsan olmanın ağırlığını hissedebileceğin bir çizgi gibi duruyordu önümde.
İlk Hata: Ellerim Titreyerek Bir Panelin Önünde
Eğitimden birkaç hafta sonra hangarda ilk gerçek uygulamaya çıktım. Uçağın gövdesi önümde dev gibi duruyordu. O an kendimi çok küçük hissettim. Yanımda ustam vardı. Sessizdi ama gözleri her şeyi görüyordu.
Benden basit bir kontrol yapmamı istedi. Panelde bir bağlantıyı kontrol edecektim. Her şey normal görünüyordu ama ben içten içe hata yapmaktan korkuyordum.
Elimi uzattım…
Ve yanlış bir bağlantıya dokundum.
O an hiçbir şey olmadı ama benim içimde bir şey kırıldı. Kalbim sıkıştı. Ustam sadece baktı. Bir şey söylemedi. Ama o sessizlik, bağırmaktan daha ağırdı.
O gün eve döndüğümde defterime şunu yazdım:
“Bugün uçak değil, ben hata yaptım. Ve bu hata içimde yankılanıyor.”
O gece gerçekten uyuyamadım.
Ustanın Sessiz Cümlesi
Ertesi gün ustam beni yanına çağırdı. Korkuyordum. Azarlanacağımı sanıyordum. Ama öyle olmadı.
Sadece uçağa baktı ve dedi ki:
“Burada hata yapmayan yok. Ama aynı hatayı anlamayanın burada yeri yok.”
Sonra bana döndü:
“HBL-66 hava aracı bakım lisansı nedir, biliyor musun gerçekten?”
Başımı eğdim.
“Bir kâğıt değil,” dedi. “Bir insanın dikkatidir.”
O an boğazım düğümlendi. Kendimi kötü hissettim ama aynı zamanda garip bir umut da vardı içimde. Çünkü ilk kez biri bana hatamla birlikte insan olduğumu hissettirmişti.
Gece Çalışmaları ve İçimdeki Savaş
O dönem geceler benim için en zor zamandı. Kayseri’nin soğuk havası odamın camından içeri sızarken ben masaya oturur, saatlerce not çalışırdım. HBL-66 ile ilgili prosedürleri ezberlemeye çalışmak değil mesele, anlamaya çalışmak daha zordu.
Bazen yorulup defteri kapatıyordum. Bazen de sinirlenip kalemi fırlatıyordum. Çünkü içimde sürekli bir ses vardı:
“Ya yapamazsan?”
Ama bir başka ses daha vardı, daha sessiz ama daha güçlü:
“Ya yaparsan?”
İkinci Deneme: Sessiz Bir Başarı Anı
Bir süre sonra tekrar uygulamaya çıktım. Bu kez aynı panelin önündeydim. Ellerim yine hafif titriyordu ama bu sefer farklıydı. Korku vardı ama kontrol edilebilir bir korku.
Ustam yanımdaydı.
Yavaşça işlemi yaptım. Bu kez doğru bağlantıyı seçtim. Bir şey değişmedi gibi göründü ama içimde büyük bir şey değişti.
Ustam sadece başını salladı.
“Bu sefer oldu.”
O iki kelime, aylarca taşıdığım yükün bir kısmını aldı sanki.
O an içimden geçen tek şey şuydu: mutluluk. Ama sessiz bir mutluluk. Bağırmak istemiyorsun, sadece nefes almak istiyorsun.
Hangarın İçinde Kendimi Bulduğum An
Zaman geçtikçe hangar benim için bir iş yeri değil, bir karakter alanına dönüştü. Her uçak, her parça, her ses… Hepsi bana bir şey anlatıyordu.
Bir gün tek başıma kaldığımda uçağın gövdesine dokundum. Soğuktu. Ama o soğukluk bile artık bana yabancı değildi.
O an şunu düşündüm:
“Ben buraya aitim.”
Ama bu aitlik kolay kazanılmamıştı. Hatalar, geceler, korkular ve iç çatışmalarla doluydu.
Defterin Son Sayfasına Yazılan Cümle
O gece defterimi açtım. Uzun süre düşündüm. Sonra yazdım:
“Bir zamanlar HBL-66 hava aracı bakım lisansı nedir diye soruyordum. Şimdi biliyorum ki bu soru, benim kim olduğumla ilgiliydi.”
Gözlerim doldu. Ama bu kez hayal kırıklığından değil, kabullenmeden.
Çünkü artık şunu biliyordum: bu yol sadece teknik bir yol değildi. İnsan olmanın, hata yapmanın ve yeniden denemenin yoluymuş.
Son Bakış: Gökyüzüne Değil, Kendime
Şimdi hangara her girdiğimde aynı şey oluyor. Uçaklar hâlâ büyük, hâlâ etkileyici. Ama ben artık küçük hissetmiyorum.
Kayseri’nin rüzgârı hâlâ sert esiyor. Ama içimdeki ses artık daha sakin.
Gökyüzüne bakıyorum bazen. Ama eskisi gibi hayal kurmak için değil.
Sadece şunu hatırlamak için:
Bir zamanlar korkuyordum. Şimdi öğreniyorum.